Uzun ve Mutlu Yaşamanın Sırrını Veriyoruz: Ikigai
Return to HomepageMutlu ve huzurlu bir yaşam sürmek herkesin ortak amacı. Sağlığımızı koruyarak, sevdiklerimizle birlikte geçirilecek uzun bir yaşam ise gerçekten güzel bir hayal. Uzun yaşam denilince akla gelen ilk toplumlardan birisi Japonlar. Uzakdoğu Asya’nın kadim topluluğunda yaşayanların yaş ortalaması Dünya ortalamasının çoğu zaman üstünde çıkıyor. Japonların uzun bir şekilde yaşayabilmelerini sağlayan Ikigai felsefesine gelin birlikte göz atalım!
Akışta Huzurlu Kalın

Modern dönem bizlere farklı sorumluluklar ve mücadele etmemiz gereken farklı stres faktörlerini getirdi. İş, trafik, aile gibi pek çok konuda stresle mücadele ediyoruz ve bu mücadelede zaman zaman sağlığımız tehlikeye girebiliyor.
Deyim yerindeyse bu duruma bir panzehir bulan toplum ise Japonlar. Uzun ve huzurlu yaşamın felsefesine dair tarih boyunca öneriler sunan Japonların yaşamı anlamlandırmak için kullandıkları Ikigai felsefesi, yaşamın içerisinde oldukça değerli bir anahtar.
Japonlar herkesin bir Ikigai’si olduğunu ve bazılarının bunu fark edebilmek için ömür boyu aradığını, bazılarınınsa aradığını daha erken bulduğunu ifade ediyorlar. Yeni bir güne başlamak için en temel motivasyon olan Ikigai’nin yaşam boyu bir felsefe olduğunu belirtmekte fayda var.
Öyle ki, Japon toplumunda diğer toplumlarda yer alan “Emeklilik” kavramına tam olarak karşılık gelen bir kavram yok. Çünkü onlar için hayatta bir amaca sahip olmak çok önemli ve herhangi bir amacı temelli olarak bırakmak gibi alışkanlıkları yok.
Çok sevdiğiniz, akıcı bir kitap okuduğunuzu düşünün veya sevdiklerinizle beraber geçirdiğiniz zamanları. Zaman sanki su gibi akıp geçmiş gibi hissedilir değil mi? Bununla birlikte hiç istemediğiniz bir işi yapmak zorunda kaldığınız anlarda da zaman bir türlü ilerlemez. İşte Ikigai arayışında zamanın su gibi akıp gittiği alışkanlıkları ararız.
Bu arayış esnasında akışı yakalamanın bazı gereklilikleri var. Yapacağınız şeyi bilmek, nasıl yapacağınızı bilmek, yaptığınızı ne kadar iyi yaptığınızı bilmek, nereye gideceğinizi bilebilmek, bu yolda belli zorlukların çıkacağının farkında olmak ve bu zorluklara hangi becerilerle cevap verilebileceğini bilmek ve son olarak da dikkati dağıtacak etmenlerden uzak durmak.
Bu da karşımıza çıkan zorlukların çözümünde birer birer ilerlemenin daha faydalı olduğunu gösteriyor. Su gibi akmayı hedeflediğimiz bu felsefede suyun birkaç ayrı kanaldan değil tek bir kanaldan daha güçlü akacağını düşünmek gibi.
Yaşlanırken Genç Kalmak

Zaman ilerliyor, hayatın getirdiği stres ve zorluklar bazılarını erken bazılarını geç yaşlandırıyor. Özellikle stres, sağlığı da direkt olarak etkileyen bir etmen ve hem zihinsel hem de fiziksel sağlığı direkt etkiliyor.
Beyin nöronları erken yaşlardan itibaren yaşlanmaya başlıyor. Bununla birlikte zihnimizi olumsuz yormak daha hızlı yaşlanmayı getirirken, olumlu bir şekilde yorulmak nöronları diri tutuyor.
Entelektüel gelişimi sağlayabilecek aktiviteler, arkadaşlarla ve sevilen insanlarla geçirilecek vakitler bu noktada oldukça önemli. Akışın daha temiz olabilmesi için bu gibi aktivitelere ihtiyaç var.
El işi, bir ustanın elinden çıkma ürünler diğer ürünlere göre daha değerli olur. Bu noktada zanaatkarın verdiği emek kadar odaklanılması gereken etmenlerden birisi sadelik ve detaylardaki özendir.
Üstesinden gelinebilecek anlamlı zorluklar, hepimizin hayatına değer katar. Bu zorlukların her zaman dışarıdan gelmeyeceğini, bazen yeni bir alışkanlık geliştirmenin de ilk başta zorluk görünebilen ancak sonrasında bize değer katan arayışlar olduğunu unutmamak oldukça önemli.
Tabağınızı ve Hayatınızı Şekillendirin
Japonların hayatlarını düzenledikleri alanlarda genel alışkanlıkları söz konusu. Japon milletini temel alan filmlerde yemek tabaklarının normalden daha küçük olduğunu görmüşsünüzdür. Çünkü Japonya’da tıka basa doymak yerine doyma hissinin geldiği ilk anda masadan kalkmak tercih ediliyor. Bu durumu bir alışkanlığa çevirebilmek için de porsiyonlar küçük tabaklara koyuluyor ki tabak içerisindeki porsiyon gözümüze küçük gelip doygunluk hissini yanıltmasın.
Modern dönemde obezite çağın hastalıklarından biri haline geldi ve Ikigai’nin bu konu hakkında da çözümler sunuyor olması onun ne kadar kadim bir anlayış olduğunu net bir şekilde gösteriyor.
Zihinsel olduğu kadar fiziksel olarak da akışta kalmayı öne çıkaran bu anlayışın günlük rutine eklenebilecek bazı tavsiyeleri söz konusu:
- İşe yürüyerek gitmek bu önerilerden ilki. Bununla birlikte eğer bu önerinin gerçekleştirilmesi mümkün değilse asansör yerine merdiven kullanmak ve işe ara verilen dönemlerde hareketi arttırmak da alternatif olabilir.
- Abur cuburun yerine meyveleri eklemek. Bu sayede atıştırmalıklar için daha az istek duymak ve daha besleyici unsurları vücuda eklemek vücudun çok daha zinde kalmasını sağlayacaktır.
- Uyku düzenini belirli bir rutine oturtmak. Örneğin 7 ila 9 saat arasında uyunan gece uykularının vücuda oldukça iyi etki ettiği biliniyor. Bununla birlikte uyku güzel olabilir ancak fazlasının da uyuşukluğa yol açtığını unutmamak gerek.
Yaşadığımız hayatları anlamlandırmak çoğu zaman bizim elimizde. Hayatın anlamını bulmak kadar hayata bir anlam katmak arayışını düşünmek gerekir. Ikigai, bir Uzakdoğu felsefesi olarak binlerce yıldan bu yana insanların hayatına bu düşünceyi eklemeyi hedefliyor.
Unutmayın, hepimizin Ikigai’si kendi hayatında bir sandıkta saklı. Bu sandığın anahtarını bulabilmek için algıları da açmak gerek.
Sizin sizi sabahları yataktan kaldıran, bir sonraki güne başlamanız için sizi motive eden Ikigai’niz nedir?
Wellness