Kubrick Sinemasının Kült Filmleri
Return to HomepageStanley Kubrick, mükemmellik arayışında ve her seferinde kendini yenileyen bir sinematografik çerçevede tam 13 film yaptı ve hepsi sinema tarihinde kült kategorisinde yerini aldı. Zamanın olabildiğince yavaş aktığı ve kimi zaman nerdeyse rahatsızlık verecek seviyede gerçekçiliğiyle Kubrick filmleri, bu yıl İstanbul Film Festivali’nin Başyapıt Fabrikası özel bölümünde gösteriliyor.
Her yıl sinema tarihini değiştiren yönetmenlerin filmlerine geniş bir seçkiyle yer veren bu bölümde gösterilen Kubrick filmlerinden bazılarını, sizin için sıraladık:

BARRY LYNDON
Kubrick, başyapıtlarından biri sayılan Barry Lyndon’ı, İngiliz yazar William Makepeace Thackeray'ın 1844 yılında yazdığı The Luck of Barry Lyndon kitabından uyarlamış.
Filmdeki cesur ve maceraperest kahraman Barry, kuzeni Nora’ya aşıktır ancak bu aşkına karşılık bulamaz. Annesi Nora’yı zengin bir kaptan ile evlendirmeye karar verince bunu kabullenemeyip kaptanı düelloda öldüren Barry, İrlanda kırsalındaki kasabadan kaçar ve kendini Yedi Yıl Savaşları’nın içinde ve devamında sınıf atlama macerası denilebilecek bir olaylar silsilesi içinde bulur.

2001: A SPACE ODYSSEY
Kült bilim kurgu yazarı Arthur C. Clarke’ın bir kısa hikayesinden yola çıkılarak geliştirilmiş olan 2001: A Space Odyssey’de Kubrick adeta ‘bilimkurgu’ denen türü yeniden tanımlıyor. İnsanın var olduğundan beri yaşadığı değişimleri ve arayışlarını, gizemli bir kara taşın tetiklemeleriyle yaşanan dönüm noktaları ile anlatıyor.
Filmle ilgili bir detay da, çekilen aya ayak basma sahnelerinin Neil Armstrong aya çıkmadan önce çekilmiş olması ancak Kubrick’in kurgusunun uzayda geçen sahneleri en ince detaylara dek gerçeklere bağlı kalarak anlatıyor oluşu. Bilimkurguya farklı ve ufuk açısı bir bakış açısı getiren bu film de Kubrick kadar sürprizlerle dolu.

LOLITA
Vladimir Nabakov’un romanından uyarlanan Lolita’da Kubrick, orta yaşlı bir üniversite profesörünün 15 yaşında bir genç kıza duyduğu saplantılı tutkunun hikayesini anlatıyor. Kubrick filmlerinin klasik durağanlığına ve telaşsızlığına bolca tanık olduğumuz film, yönetmen için bir yön değişikliği; çünkü daha düşük bütçeli ve küçük bir yapım. Profesör Humbert ve Lolita’nın birlikte çıktığı yolculuğu izlediğimiz filmin çoğu sahnesinde oyuncuların senaryo olmadan, doğaçlama oynadığını da söylemekte fayda var.

THE SHINING
Kubrick, sinemasında edebiyat uyarlamalarını seviyor, The Shining de bir Stephen King uyarlaması. Her ne kadar King, filmi sevmediğini söylese de, The Shining çoktan sinema tarihinin kült korku filmlerinden biri sayılıyor.
Jack Nicholson filmde Jack Torrence adındaki, alkol sorununu geride bırakmaya çalışan ve yaratma sıkıntısı içinde bir yazarı canlandırıyor. Hem yazabilmek hem de ailesiyle tatil yapabilmek için Overlook Oteli’ne yerleşmeleriyle başlayan kabusu izlediğimiz filmde birbirinden korkunç sahneler, Kubrick’in zekice kurguladığı bilinçaltı sanrılarıyla güçleniyor.

FULL METAL JACKET
Kubrick’in Vietnam Savaşı’nı anlattığı bu film, aynı konuda çekilmiş bir çok filmden, savaşın aksiyonundan çok bireysel etkilerine odaklanıyor olmasıyla ayrışıyor. Kubrick sinemasında her filmde karşımıza çıkan filtrelenmemiş gerçeklik, Full Metal Jacket’te de savaşın bireyler ve toplumlar üzerindeki yıkıcılığını tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.

A CLOCKWORK ORANGE (1971)
Kubrick’ten bir edebiyat uyarlaması daha: A Clockwork Orange! Anthony Burgess’in aynı adlı romanından sinemaya uyarlanan bu filmde yakın bir gelecekte, şiddetin kol gezdiği yozlaşmış bir toplum hikâyesini izliyoruz. Şiddete eğilimli Alex rolünde Malcolm McDowell’ın müthiş bir performans sergilediği bu film, günümüz modern toplumunu da sık sık hatırlatacak sahnelerle, Kubrick’in başyapıtlarından biri olarak sinema tarihindeki yerini alıyor.

THE KILLING (1956)
Kubrick’in suç öykülerinin ünlü yazarlarından Jim Thompson ile birlikte Lionel White’ın Clean Break romanından uyarladıkları The Killing, hapisten yeni çıkmış bir adamın topladığı ekibin “son bir vurgun” girişimini anlatıyor. Yönetmenin Dr. Strangelove’dan sonraki ikinci kara mizah denemesi olan filmde, hikaye bir ileri bir geri zaman sıçramalarıyla anlatılıyor. Oyuncu kadrosu Sterling Hayden gibi tanıdık simalarla dolu bu The Killing, Stanley Kubrick’in üne kavuşmasını sağlayan film olarak biliniyor.
İstanbul Film Festivali’nde Başyapıt Fabrikası bölümünde Stanley Kubrick’in kariyeri boyunca çektiği 13 filmin tamamı gösteriliyor. Festival çizelgesini buradan inceleyebilir ve kendinize unutulmaz bir sinema deneyimi için bir seans seçebilirsiniz. İyi seyirler!
Home